CERRAH

Masum Hayaller ve Kısa Hikayeler / 4. Hikâye

CERRAH

Cerrah, üzerinde kar beyazı renkli önlüğüyle, koyu yeşil gözlerinin ardında yatan şahin bakışlarıyla bir noktaya sabitlenmiş, düşünüyordu. Dile kolay, yılların yorgunluğu vardı ruhunda. Nice canlara yaşam katmış, nice canların ansızın yok olduğuna şahit olmuştu. Acısıyla, tatlısıyla otuz beş senelik cerrahtı. Tıbbiyeye adım attığı o genç yaşında nasıl heyecanlıysa, şu an aynı heyecanı kalbinin en mahrem odalarında hissediyordu, çünkü Cerrah mesleğine âşıktı. İnsanların acılarını dindirmek ve tedavi etmek, onları ölümden döndürmek, hasta yakınlarının umutlarını, geleceğe dair hayallerini ve sevinçlerini paylaşmak, bazen baba olmak, sedyede yatan kişiyi oğluyla özdeştirmek, umutların tükendiği an azimle müdahale etmek, bazen gülmek bazen de sessizce, için için ağlamak. Kısaca doğan yeni güneşe insanla günaydın demek ve usulca çöken gecenin sonunda yastığına kafasını yine insanla koymak, Cerrah’ı umutla hayata bağlıyordu.

Belki de Cerrah, o küçük yaşında kaybettiği babasını düşleyerek, onun acısıyla bu mesleğe âşık olmuştu. Onu kurtaramamıştı, fakat diğer babaların hayatlarını kurtarabileceğine inanmıştı. Hiçbir çocuk ağlamamalıydı gecenin kör karanlık bir saatinde, tuvalete gizlenerek ve hıçkıra hıçkıra, fakat sessizce.

Zor seneler sessizce geçmişti. Bir yandan fakirlik, diğer yandan ansızın ruhuna işleyen aşk ve iki çocuğuyla Cerrah durmadan ve usanmadan çalıştı. Tıbbiyeden mezun oldu, köyler, kasabalar ve ilçeler gezdi. Saçları ağardı, narin elleri kabuk bağladı. Ölenler her gece rüyalarını sardı, yaşayanlara sığındı. Bu yaşına kadar en zor ve tehlikeli vakaları üstlendi, risk aldı. Durmadan, gözleri bozulana kadar okudu. En zor günlere hazırlık yaptı. Daha önce tecrübe etmediği ve okumadığı bir durumla karşılaşmak istemiyordu, çünkü o, ölüm ve yaşamın, sonrasındaki ağır travmaların, hasretin, gözyaşının ne demek olduğunun bilincindeydi. Çünkü onun yaşatacağı nice evlatlar, babalar ve analar vardı. Fakat bugün, senelere inat fevkalade sessizdi. Sakin bir gün geçirmişti. Ne planlanan bir ameliyatla, ne acil bir vakayla yüzleşmiş, ne de canı acıyan bir hastaya merhem olmuştu. Onun mesleğinde sakin gün sayısı çok azdı. Sanki fırtına öncesi sessizlik hastaneyi ele geçirmişti.

Bu derin sessizliğin içinde Cerrah, şahin bakışlarının içinde kayboldu. Küçücük odasında sıkıldığını hissetti. Bir an küçücük odasının içinde yer alan hasta yatağının üstünde uyumayı düşledi. Yorgundu. Nice seneler art arda tutuğu nöbetler bedeninde kronik yorgunluğa neden olmuştu. Sonra, bu anlamsız boşluğu kitap okuyarak tüketmek istedi fakat her zamanki gibi eli akademik bir kitaba uzanmadı. Çantasından aceleyle bir roman çıkarttı ve Kuyucaklı Yusuf’u okumaya başladı.

Cerrah, Kuyucaklı Yusuf’u okurken, on altılık taze delikanlı B. kendi göğsüne çoktan soğuk namlulu bir pompalı tüfeğini dayamış ve tetiği çekmişti. Tetiği çeker çekmez kulakları sağır eden bir ses çıktı, sonra etrafı barut ve kan kokusu sardı. İlk önce B. ne olduğunu anlamadı. Tetiği çektiğinden emindi, fakat halen nefes almaya devam ediyordu ve ayaktaydı. Kulakları sağır eden sese rağmen, bir an tüfeğe fişek koyduğundan emin olamadı, fakat birkaç saniye sonra, şiddetli bir acı tüm vücudunu sardı ve yere yığıldı. Artık emindi, saçmalar silahtan hızla çıkmış, bedeninin her bir yanına dağılmıştı, fakat anlaşılmaz bir biçimde şu an ruhunu ölüm korkusu sarmıştı. O tetiği çekmeden önce dimağında yeşeren, kendinden emin düşüncelerinden eser kalmamıştı. Şu an yaşamak istiyordu. B. fevkalade pişmandı. Durmadan içini kemiren intihar düşüncesi hedefine ulaşamamıştı. Yerde acıyla kıvanırken sessizce, “Yaşam ve yaşamak ne güzel,” dedi. “Ölmek istemiyorum,” dedi. Son kelimelerini söyleyemeden gözleri kararmaya başladı. Tetiği çektiği odadaki pastel renklerle ve desenlerle süslü Kürt kilimi kanlar içinde kalmıştı. Tekrar dünyayı net olarak gördüğünde ise devamlı kornası çalınan ve hızla giden bir araç içindeydi. Kulakları sağır eden o ses sonrası B.’nin ailesi onu kanlar içinde yatarken bulmuş ve ambulansı çağırmadan, apar topar onu arabaya bindirmişlerdi.

B.’nin ölmeye yüz tutmuş bedeni hastaneye yaklaşırken, Cerrah kitabını çoktan okumuş fakat içindeki sıkıntıyı giderememişti. Küçücük odasından çıkıp hastane içinde yavaş adımlarla dolaşmaya başladı. Yanından geçenlere ciddi fakat tebessüm eden bir ifadeyle selam veriyordu. Tüm yaşamı boyunca çalıştığı her hastanenin, her köyün, her ilçenin en sevilen insanı ve doktoru olabilmeyi başarabilmişti, fakat bugün ruhunu sıkan ciddi ifadesinden bir türlü kurtulmayı başaramamıştı. Garip bir huzursuzluk tüm bedenini yavaş yavaş kemiriyordu. Şu an yaşadığı garip ruh haliyle acil servis katına adım atar atmaz, birdenbire olduğu yerde kaskatı kesildi.

Etrafında ağlayan ve çığlıklar atan ailesi, polisler, hasta bakıcılar ve hemşireler arasında kar beyazı örtüsü al rengiyle kaplanmış sedyede yatan B. ile göz göze gelmişlerdi. Kısa bir süre birbirlerine baktılar. Âdeta etrafında bulunan kalabalık ansızın kaybolmuş ve sadece ikisi kalmıştı. O kısa fakat derin, göz bebeklerinden yansıyan bakışların manasını şu anda kimseler hatta kendileri bile çözememişti. O an Cerrah, kolunun bir kişi tarafından çekiştirildiğini hissetti. Hızlı bir şekilde kafasını o kişiye doğru döndürdü. Hemen ardından o kişinin yanında bir erkek ve kadın belirdi. Hastanenin müdürü, B.’nin annesi ve babası yanında belirivermişti. Cerrah, şu andan sonra ne olacağından emindi. Çünkü o, doğu illerinde ve küçücük odasında şifa hizmeti verirken ve de mevsimin ilk çağlasını yerken, ellerinde telsiz ve makineli tüfek bulunan, alt dudaklarına kadar uzayan sivri bıyıklı kişiler defalarca ansızın yanında belirip, “Doktor, ameliyata!” demişlerdi. Şu an da emindi, ansızın yanında hissettiği hastanenin müdürü, “Doktor Bey, ameliyata!” diyecekti fakat aralarında tek fark doktorun yanına bey kelimesinin eklenecek olmasıydı.

Müdürün, “Doktor Bey, ameliyata,” demesinden sonra, B.’yle bakışmalarını düşleyip kendi oğullarını anımsadı. Cerrah, senelerdir bu günler için teyakkuzdaydı. B.’yi kurtarabilmek için tüm hünerlerini kullanmaya hazırdı, fakat öncelikli olarak herkese gerçeklerden bahsetmek zorundaydı.  İlk önce hastane müdürüne, sonra B.’nin annesine ve babasına bakarak, “Şu an tek bir şansı var,” dedi. Sonraki kelimelerini tamamlayamadan, ilk önce hastane müdürü, “Sevk edelim mi?” dedi. Hemen ardından ağlayan gözleriyle B.’nin ailesi, “Hangi hastaneye gidelim?” dediler.

O an Cerrah’ın yüzünde acı bir gülümseme belirdi. Gerçeği ifade etmek gerekirse Cerrah için için ağlıyordu. B.’nin kuvvetli bir tüfekle, yakın mesafe göğsünden yara aldığını ve onlarca saçmanın vücuduna yayıldığını biliyor, iç organlarının durumunu düşleyebiliyordu. Yattığı sedyede acı ile kıvranan B.’nin her an ölebileceğinden emindi, fakat en önemlisi şu an B.’nin kaderinin neşter tutan narin parmakları arasında olduğu gerçeğiydi. Vakit kaybedemezdi, umut varsa mücadele etmeliydi. Bu bilinçle ilk önce hastane müdürüne, sonra B.’nin ailesine bakarak, “Yolda ölür!” deyip, “Acil ameliyata alacağım, fakat her şeye hazırlıklı olun ve asla vakanın sonucunda bana hesap sormayın!” diyerek ekledi. Kendinden emin son sözünden sonra herkes kaderine razı oldu.

Cerrah koşarak ameliyathaneye gitti. İlk önce yeşil renkli ameliyat kıyafetlerini giydi. Hemen ardından ellerini aceleyle, fakat dikkatlice, birbirinden farklı steril sıvılarla yıkadı.

Son olarak hemşirelerin yardımıyla ellerine eldivenleri geçirdi ve kafasına bandanasını bağladı. Artık hazırdı. B. ile çok uzun ve ince bir yolda tek başınaydılar. On saatin üstünde fevkalade zor bir ameliyat olacağından emindi. Bu bilinçle derin bir nefes aldı ve sedyede masum bir şekilde yatan B.nin yanına gitti, son kez birbirlerine baktılar. Bakışmanın sonunda Cerrah, güven dolu ve parıldayan gözbebekleriyle ona baktı. B. ise tepki veremedi. Aldığı narkoz ile derin bir uykuya daldı.

Şu an buz gibi soğuk ameliyathaneyi sinir bozucu bir sessizlik sarmıştı. Duyulan tek ses karmaşık cihazlardan gelen uyarı sesleriydi. Herkes Cerrah’a bakıyor ve onun vereceği komutu bekliyordu. Kısa bir süre içinde Cerrah’ın ağzından ciddi bir ses tonuyla, “İlk kesiği atıyorum,” kelimesi duyuldu. Artık ameliyat başlamıştı ve herkes işine odaklandı.

İlk derin kesikten sonra Cerrah’ın alnından soğuk terler boşalmaya başladı. Bir ara gözlerinin karardığını hissetti. Durum düşlediğinden daha vahimdi. Kalbi dışında hemen hemen tüm iç organları zarar görmüştü. İç organlarından ve damarlarından akan kanlar oluk oluk sedyeye boşalıyordu. O an bir yerden başlaması gerektiğini düşündü. Şu dakikadan sonra Cerrah, artık bir sanatçı olmuştu. Kafasında adeta bir mimar gibi karmaşık bir proje çizdi. Birçok iç organın belli bölümlerini almak, aynı zamanda kanamayı durdurmak ve iç organların bazılarını yine birbirlerine bağlaması gerekmekteydi. Kafasında oluşturduğu bu dev ve önemli projeyi detaylandırarak yavaş yavaş müdahaleye başladı.

İlk kesiğin ardından saatler geçmişti fakat Cerrah’ın yapması gereken daha çok iş vardı. Aklından ve yüreğinden hep aynı umut geçiyordu. İçinde sessizce, “Yaşayacaksın, yaşayacaksın ve nice sağlıklı günler göreceksin genç B.” diyordu. Bu isteklendirmeyle işine kaldığı yerden dikkatlice devam etti. Ameliyat süresince birkaç kez B.’yi kaybeder gibi oldular. Kalp atışları zayıflamıştı. Neredeyse o genç kalbi zamana yenik düşecekti fakat B. direndi. Belli ki Cerrah gibi onun da yorgun kalbinden ve genç ruhundan umut kelimeleri geçmekteydi.

Yaşam ve ölüm arasındaki derin savaştan umut ve emek galip çıktıkça saatler önemini yitiriyor, herkesin yüzüne hoş bir tebessüm hâkim oluyordu. Bu garip duygular silsilesiyle Cerrah ameliyatın sonuna geldiğinin bilincine vardı. B.’nin yaralarını son kez kontrol ettikten sonra, kesik açtığı bedenini narince dikerek kapamaya başladı. Son dikişten sonra derin bir nefes aldı ve durum değerlendirmesi yaptı. Şu an için aksi giden hiçbir şey yoktu. Ne az, ne de çok, her şey olması gerektiği gibiydi. Ameliyattan sonraki yirmi dört saat daha bu şekilde giderse B. kesin olarak yaşayacaktı. Bu nedenden dolayı yüzüne tamamen hâkim olacak umut ve tebessümü belirmedi. Bunun yerine sessizce ameliyathaneyi terk edip, ellerini yıkadı ve üstünü çıkardı. Odasına doğru giderken B.’nin ailesiyle karşılaştı. Herkes ağzından çıkacak kelimeleri heyecanla bekliyordu. Ciddi bir ses tonuyla müdahaleyi ve müdahale sonrası yaşanabilecek olumsuz durumlardan bahsetti. B’nin ailesine bilerek umut dolu ve rengârenk kelimelerle konuşmadı fakat B.’nin ailesi Cerrah’ın ağzından duyacaklarını duymuşlardı. Onun yaşayacağından emin olmuşlardı. Cerrah’a teşekkürlerini sundular. Aralarında konuşacakları kelimeler tükendiği zaman Cerrah küçücük odasına, B.’nin ailesi de ailenin diğer üyelerinin yanına gittiler. Cerrah odasına vardığı zaman bir süre sessizce koltuğunda oturdu. Çok ama çok yorulmuştu. B.’yi son kez kontrol ettikten sonra bir an önce evine gitmek ve uyumak istiyordu. Sonra, bugünün çok sessiz bir gün olduğuna kanaat getirdiği saatleri hatırladı ve yüzünde gülümseme belirdi. Yüzüne yerleşen bu gülümsemeyle ameliyat sonrası notları heyecanla yazmaya başladı. Gerçeği ifade etmek gerekirse, şu dakikadan sonra B.’nin yaşayacağından emindi, çünkü Cerrah bu günler için hep teyakkuzdaydı.

Aradan koskocaman ve zor yirmi iki gün geçmişti. Vakit B.’nin taburcu olmasına gelmişti. Hayatının sonuna kadar karaciğerinin bir bölümü alındığından dolayı şeker hastası olarak yaşamına devam edecekti, fakat umut dolu nice bahar aylarını özgür ve hür olarak yaşayacaktı. İkisi de hastanenin kapısındaydılar. Biraz sonra B. evine gidecek ve sevenleriyle hasret gidereceklerdi. Bir süre birbirlerinin gözlerinin içine baktılar sonra B.’nin ağzından, “Babacığım, sizi hiç unutmayacağım,” kelimesi çıktı. Sonra Cerrah’ın elini öptü, ona sarıldı ve arabasına bindi. Gözden kaybolana kadar ikisi bakışmaya devam etti. O günden sonra B. her zaman Cerrah’ı ziyarete gitti ve ağzından her zaman, “Babacığım,” kelimesi çıktı.

Evet, B. ve Cerrah’ın yaşadığı günler kaderin insanlara yaşattığı fevkalade narin ve ince bir oyunuydu, fakat diğer yandan azmin, umudun, tecrübenin, iş ahlakının, çalışkanlığın, okumanın, bilimin, rastlantının ve inancın bir başka ifadesiydi. Çünkü kader; emeğin, mücadelenin ve bilimin ortak kümesiydi.

Babam Doktor Zeki Memiş ve tüm doktorların emek dolu anılarına adanmıştır.

***SON***

Edebiyat Atölyesi

Yazar Hakkında

16.022 Comments

  • Danielget

    Критерии оценки профессионального уровня сотрудников:
    Получить дополнительные сведения – https://lechenie-alkogolizma-yaroslavl0.ru/anonimnoe-lechenie-alkogolizma-yaroslavl

  • Ronaldjetty

    В этой статье мы рассмотрим ключевые признаки эффективной наркологической помощи в Ярославле — от состава команды до подходов в работе с мотивацией пациента.
    Подробнее – [url=https://lechenie-narkomanii-yaroslavl0.ru/]centr lecheniya narkomanii jaroslavl'[/url]

  • cenforce 150 mg price

    cenforce 150 mg price

  • omeprazole medication class

    omeprazole medication class

  • mesalamine drugs.com

    mesalamine drugs.com

  • udenafil vs viagra

    udenafil vs viagra

  • finasteride supplier

    finasteride supplier

  • semaglutide side effects

    semaglutide side effects

  • semaglutid tabletten novo nordisk

    semaglutid tabletten novo nordisk

  • sildenafil sale

    sildenafil sale

  • Clara2318
  • terbinafine dosage treatment explanation

    terbinafine dosage treatment explanation

  • terbinafine mechanism description

    terbinafine mechanism description

  • terbinafine for brittle nails

    terbinafine for brittle nails

  • minoxidil comprehensive guide

    minoxidil comprehensive guide

  • minoxidil evidence‑driven guide

    minoxidil evidence‑driven guide

  • avanafil health condition contraindications

    avanafil health condition contraindications

  • vardenafil side effect information

    vardenafil side effect information

  • augmentin overview for patients

    augmentin overview for patients

  • WilliamMuppy

    Онлайн-казино Вавада предлагает более 5000 слотов, live, ставки на спорт и киберспорт. Отказаться от бонуса можно в любой момент через соответствующий раздел профиля. Переход на площадку — по ссылке [url=https://assets.ctfassets.net/jnn9p19md0ig/4ntGEh21KNXyB9aLxq9gCY/61847fa97f563ba4d9b281cf89d8a8ef/Guide_Inclusive_Education.pdf]vavada вход[/url]. Верификация проходится один раз и открывает полный доступ к выплатам.

  • reddy anna login

    Reddyannaloginid.com: reddy anna login https://www.google.dk/url?q=https%3A%2F%2Freddyannaloginid.com%2F
    I am in fact delighted to read this webpage posts which carries
    plenty of valuable facts, thanks for providing such
    information.

  • reddy anna login mobile registration

    Reddyannaloginid.com: reddy anna login mobile registration https://friendchat.fun/blogs/52779/Live-Betting-and-Real-Time-Odds-The-Ultimate-Thrill-at
    I am curious to find out what blog platform you happen to be working with?
    I’m experiencing some small security issues with my latest website and I would
    like to find something more risk-free. Do you have any solutions?

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.